Hızlı Arama
![]() |
|
|
#1 (permalink) |
![]() Status: Yönetici
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1,523
Tecrübe Puanı: 10
![]() ![]() |
Yaygınlaşmış Kaygı (Yaygın Anksiyete) Bozukluğu - hasta ve yakınlarına yönelik bilgiler
Kişinin gündelik hayatta karşılaştıkları olaylarla ilgili olarak, engelleyemediği aşırı bir endişe ve kuruntulu beklenti (evham) içinde olması , bu hastalığın temel özelliğidir. Yaygınlık Toplumda 100 kişiden 3-6 kadarında raslanır. Kadın/erkek oranı 3/2 - 2/1 dir. Sebepleri Beyindeki sinirler arasında iletiyi sağlayan maddelerden bimir olan Noradrenerjik sistemin aşırı etkinliğin kaygı ve korku oluşturduğu bilinmektedir. Yaygınlaşmış kaygı bozukluğunda (YKB) noradrenerjik sistemde artmış bir etkinlik ya da adrenoseptör duyarlılığında değişmeler olduğu; diğer bir madde olan ayrıca seronerjik etkinlikte artış, GABA etkinliğinde azalma olduğu gösterilmiştir. Biyolojik araştırmalar beynin kaygı ile ilişkili bölgelerinde (kortikal yapılar, limbik sistem, bazal gangliyonlar ve serebellum) nöral iletinin bozulmuş olabileceğini düşündürmektedir. Normalde stres yanıtlarında olması gereken otonomik esnekliğin azaldığı görülmektedir. Hastaların 1.derece yakınlarında %20 gibi yüksek oranda YKB'ye rastlanması genetik etkenleri düşündürmekteyse de genel kabul çevresel etkenlerin daha önemli olduğu yönündedir. Kaygı ile kişilik özelliklerini araştıran çalışmaların çoğunda "çekingen, bağımlı, kompülsif ve düşük benlik saygısı" özelliklerinin önemli yatkınlaştırıcı etkenler olduğu gösterilmiştir. Stres verici yaşam olayları YKB'de en azından tetikleyici bir etkendir. Sonuç olarak bu bozukluğun kalıtsal ve biyolojik bir temel üzerinde çevresel olumsuzluklarla ortaya çıktığı düşünülmelidir. Klinik özellikler Bu bozukluk toplumda "evhamlılık" olarak nitelenmektedir. Ekonomik durum, muhtemel iş yükümlülükleri, sağlık sorunları, çocukların yaşayabileceği olaylar, ev işleri, onarımlar, randevulara yetişememe gibi günlük konularla ilgili olarak aşırı/ölçüsüz bir endişe ve kuruntu vardır. YKB'de özellikle önemli olan ruhsal süreç, kişinin "çevre üzerinde denetiminin olmadığı" inancıdır. Denetlenemez olaylardan kaynaklanabilecek tehlikeler (kazalar, hastalıklar, felaketler v.s.) zihni sürekli meşgul etmektedir. Kişi sürekli olarak potansiyel tehlike yaratan uyaranları izlemekte, tehlike oluşturmayan (hoş) uyaranları ise dikkate almamaktadır. Bu durum, hastalarda otomatik ve farkında olunmadan işleyen bir zihinsel düzenektir. Hastalar endişelerinin aşırı ve yersiz olduğunu her zaman kabul etmeyebilirler. Kişi yoğun endişesini durduramadığı için dikkatini olağan işlere odaklamada güçlük çeker, dalgınlaşır. Hastalar huzursuz, çabuk heyecanlanan ve sabırsız kimselerdir. Yüz ve beden gergin, eller genellikle titremektedir. Kas gerginliğine bağlı seyirmeler, titreme, ağrı ve sızılar olabilir. Baş, sırt, omuz ağrıları ve sertliği sıktır. Kas gerilimi özellikle alın kaslarında çok yoğundur. Çoğu hasta uyku sorunları, kabus ve karabasanlar yaşar. Kolay yorulma, ağız kuruluğu, aşırı geğirme, soluk alma ve yutma güçlüğü, çarpıntı, sık idrara çıkma, erken boşalma- ereksiyon güçlüğü, kulak çınlaması, baş dönmesi, uyuşmalar gibi yakınmalar ayırıcı tanı problemleri doğurmaktadır. Kaygı belirtilerinin hastalar tarafından bedensel hastalık kaygılarına yol açması kaygıyı daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durumda hipokondriyazis (hastalık hastalığı) İle ayırdetmek güçlük arz edebilir. Yaşın ilerlemesi ile genellikle kaygı bozukluklarının görülme sıklığı ve belirtilerin şiddeti azalmaktadır. Yine de yaşlılık döneminde karşılaşılan kaygı hastalıklarının % 60-70'ini YKB oluşturmaktadır. Ayırıcı tanı Öncelikle normal endişeden ayırt edilmelidir. YKB'deki endişe gerçekçi (normal) endişeye göre sorunla orantısız, daha yaygın, daha kronik ve stresle daha az ilişkisizdir. Değişik bedensel hastalıklara ikincil olarak da YKB gelişebilmektedir. Hipertioidizm, hipoglisemi, kardiyovasküler hastalıklar, anemiler, KOAH ile sık karışabilir. Panik bozukluğu, major depresyon, alkol bağımlılığı, sosyal fobi durumları ile YKB'nin birlikteliği son derece yüksektir. Gidiş ve sonlanış YKB genellikle yirmi yaş civarlarında başlamaktadır ve hayat kalitesini önemli ölçüde bozmaktadır. Kimi hastalarda belirtiler ısrarlı ve yaşam boyu devam ederken, kimilerinde önemli düzelme sağlanmakta ancak stresli olay dönemlerinde alevlenmelerle seyretmektedir. Tedavi Tedavide tam düzelmeyi hedeflemekten ziyade belirtileri azaltmayı amaçlamak daha gerçekçi bir hedef olacaktır. Başlangıçta her tedavide olduğu gibi hasta bilgilendirilmesi önem taşır. Kaygıyı artırabilen kafeinli maddelerin (çay, kahve, kola, çikolata) azaltılması önerilmelidir. Kullanılıyorsa teofilin, stimülan ve dekonjestan ilaçlarla esrar, alkol, kokain gibi maddeler kesilmelidir. Aşağıda sayılan ilaçlar tedavide ana ilaçlar olmakla birlikte çoğu zaman hastanın durumuna göre veya bu ilaçlardan biri yetersiz kalınca dozun artırılması yanında ek ilaçlar da aşamalı bir şekilde uygulanacaktır. Tedaviye dirençli durumlarda bazen 4-5 ilacın birlikte kullanımı zorunlu olabilir. Benzodiazepinler: Düşük ve orta dozlarla %70 oranında düzelme elde edilebilmektedir. Diazepam en yaygın kullanılan benzodiazepindir. Yaşlılarda ise kısa etkili BZ kullanılmalıdır. Bu ilaçlar 1-2 aydan daha uzun süre kullanılmamalıdır. Beta Blokerler: Propranolol. Kaygınin terleme, titreme, çarpıntı gibi bedensel belirtilerini yatıştırır. Endişeye ve psişik kaygı belirtilerine etkisizdir. Antidepresanlar: İmipramin (tofranil), amitriptilin (laroxyl) v.b. Üç halkalı antideresanların etkinliğine dair çok sayıda yayın vardır. YKB'nin tedavisinde giderek daha fazla kullanılmaktadırlar. Ortalama günlük 50-150 mg dozunda uygulanır. Venlafaksin ve SSRI grubu ilaçlar da etkindir. Davranışçı-bilişsel psikoterapiler: Düşünce biçimlerini ve bunların rahatsızlık verici işlevini hastalara göstermek hedeflenir. Kötü işlevli düşünceleri yeniden yapılandırma, gerçek yaşam şartlarında üzerine gitme denemeleri, derecelendirilmiş ev ödevleri yanında solunum eğitimi, kas gevşetme teknikleri kullanılır. İlaç kullanamayan veya kullanmak istemeyen hastalarda öncelikle denenebilir ancak uzun süreli etkinlikleri konusunda yeterli veri yoktur. http://lokman.cu.edu.tr/psychiatry/KAYNAK/meram-ykb.htm Bir de Alman Hastanesi Psikiyatri Bölümü kaynaklarından ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUKLARI -“Sıkıntı geliyor, tıkanıyorum. Bunalıyorum ve boğulacak gibi oluyorum”. -“Telefon ya da kapı çalsa hemen çok heyecanlanıyorum ve kalbim hızla çarpmaya başlıyor. Çocuklarımın ya da yakınlarımın başına kötü bir şey gelmiş olabileceği düşüncesi ile çok endişeleniyorum”. -“Nedensiz yere kalbim kötü kötü çarpıyor. Hemen aklıma kötü hastalıklar geliyor ve bende de mutlaka bir kalp hastalığı var diye düşünüyorum. Hastanelere kaç kez gidip çeşitli tetkikler yaptırdım. Doktorlar bir şeyim olmadığını söyledikleri halde aynı belirtiler tekrar tekrar oluyor. Tıbba inancım kalmadı”. -“Öyle şiddetli sıkıntı basıyor ki öleceğim, çıldıracağım ya da aklımı kaybedeceğim diye çok korkuyorum. Yerimde duramıyorum. Nefesim daralıyor, titriyorum, üşüme-ürperme geliyor, başım dönüyor. Bu nedenlerle acil servislere koşturduğum oluyor”. Yukarıdaki belirtiler sizde ya da bir yakınınızda olabilir. Tüm bunların nedeninin psikolojik olabileceğini aklınızda bulundurun. Psikiyatride anksiyete dediğimiz duygulanım hali, tüm bu belirtilere neden olabilir. Anksiyete nedir? Kaygı, bunaltı ya da sıkıntı olarak da adlandırabileceğimiz anksiyete, herkes tarafından zaman zaman yaşanan korkuya benzer bir duygudur. Duygulanımda kaygı yönünde artış olduğunu ifade eder. Kişi bunu sanki kötü bir şey olacakmış gibi nedeni belirsiz bir endişe olarak algılar. Korku, dışarıdan gelebilecek kaynağı belli gerçek bir tehlike karşısında ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki biçimidir. Böyle gerçek bir tehlike ile karşılaşan her insan şiddetli bir korku duygusuyla beraber bedensel tepkiler de gösterir. Örneğin kalbi hızla çarpmaya başlar, titrer, terler, gözbebekleri büyür, ürperir, tüyleri diken diken olur vb. Anksiyete, nedeni bilincimizde olmayan yani nedeni hakkında net bir bilgimizin olmadığı, içsel bir tehlike ya da tehdit karşısında gösterilen ruhsal bir tepkidir ve korkuda olduğu gibi bedensel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur .Anksiyete, çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan değişik yoğunluklarda yaşanabilir. Anksiyete Bozukluğu nedir? Anksiyete, herkes tarafından zaman zaman hissedilen bir duygulanımdır. Bu duygulanımla tanışmamış kimse yoktur. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi, çevreye uyum gösterebilmesi ve belirli görevleri yerine getirmesinde itici güç rolü oynaması bakımından bir dereceye kadar sağlıklı olan anksiyete, kişinin işlevselliğini bozmaya başladığı noktadan itibaren sorun olmaya başlar. • Kişinin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamışsa • Kişilerarası ilişkilerinde zorluklar oluşturuyorsa • Gün içinde çok sık karşısına çıkıyor ve gününün büyük bir bölümünü kapsıyorsa • Bu duygulanımını kontrol edemiyor ve başa çıkamıyorsa • En az 6 aydır bu durumu yaşıyorsa Sorunun psikiyatrik (Anksiyete Bozukluğu) olma olasılığı yüksektir. Önemli Not: Unutulmaması gereken şey Anksiyete Bozuklukları teriminin, psikiyatride sadece belirli bir grup rahatsızlığı tanımlamak için kullanılan bir tanı grubunu belirttiğidir. Psikiyatride bunun gibi birçok tanı grubu vardır. Ve bazen yakınma ve belirtiler birbirine çok yakın olduğundan başka tür rahatsızlıklarda da benzer belirtiler görülebilir. Ayırım ancak bir psikiyatri uzmanı tarafından yapılabilir. Başka ne gibi belirtiler görülür? • Huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik • Sıkıntı, daralma • Çabuk yorulma • Dikkatini toplayamama ve bir konu üzerine yoğunlaşamama • Uyku bozuklukları • Kolay irkilme, tetikte olma Ayrıca: • Baş ağrısı, baş dönmesi, başta uyuşma ve sersemlik hissi • Kulaklarda uğuldama, çınlama • Görme bulanıklıkları • Ağız kuruması • Kalp çarpıntısı • Nefes darlığı, sık soluk alıp verme ihtiyacı • Göğüste basınç, ağrı duyumları • Kaslarda sızlama ve ağrılar • Midede şişkinlik, hazımsızlık, yanma ve ağrılar, bulantı ve kusmalar • Barsak hareketlerinde düzensizlik, aşırı gaz • Sık idrara çıkma Çeşitleri var mıdır? Psikiyatride, temel belirtisinin anksiyete olduğu bir grup rahatsızlık Anksiyete Bozuklukları tanı kümesi altında toplanmıştır (Ayrıca bkz: Önemli Not) . Bu rahatsızlıklar: Panik Bozukluğu (Agorafobi ile birlikte- Agorafobi olmadan) Panik Bozukluğu Öyküsü Olmadan Agorafobi Özgül Fobi Sosyal Fobi Obsesif-Kompulsif (Takıntılı-Zorlantılı) Bozukluk Travma (Örselenme) Sonrası Stres Bozukluğu Akut Stres Bozukluğu Yaygın Anksiyete Bozukluğu’dur. Anksiyete Bozuklukları kimlerde görülür? Anksiyete Bozuklukları, her 100 kişinin yaklaşık 30’unda yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkabilir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülür. Her yaşta ortaya çıkabilir. Ne yapmalı? Fiziksel belirtilerin yoğun olarak görülmesi sonucu, kişilerin ilk başvurdukları yerler genellikle acil servisler ya da dahiliye poliklinikleri olmaktadır. Anksiyete Bozukluğu olan birçok kişi yaşadığı fiziksel belirtilerin tedavisi için çoğunlukla dahiliye uzmanlarına, kardiyologlara, gastroenterologlara, göğüs hastalıkları uzmanlarına, nörologlara vb. başvurmaktadırlar. Elbette birçok fiziksel / organik hastalık anksiyeteye ya da anksiyeteye benzer belirtilere neden olabilir. Bu nedenle diğer tıbbi nedenlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekir. Ayrıca çok sık ve fazla kullanılan alkol ve bağımlılık yapıcı maddelerin de benzer bir duruma yol açtığı bilinmektedir. Gerekli tetkikler yapılıp fiziksel / organik bir neden bulunmadığında, soruna anksiyetenin neden olabileceği unutulmamalıdır. Yapılan tetkiklerin sonucunda belirgin bir tıbbi hastalık bulunmamasına ve doktorların belirtmelerine karşın kişileri, bazen yaşadıklarının psikolojik bir nedene dayandığına ikna etmek oldukça zordur. Belirtilerin anksiyeteyle ilişkisi olduğu gözlemlendiğinde ve sorunun psikolojik olabileceği düşünüldüğünde yapılması gereken şey bir psikiyatri uzmanına başvurmaktır. Anksiyete bozuklukları psikoterapi ve / ya da ilaç tedavisi ile düzelebilir. İlaç tedavisi, en az 6 ay ya da daha uzun sürebilecek bir tedavidir. http://www.almanhastanesi.com.tr/psikiyatri.htm |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| anksiyete, bende, bir, bozukluğu, bunları, büyük, böyle, çabuk, dan, durum, erkek, grup, göre, hastalığı, hayat, iyi, kalbim, kazalar, olur, tarafından, tehdit, tüm, yayın, yaşam, yine, İle, yok |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|